Turizmde Greenwashing'i Nasıl Fark Eder ve Önlersiniz?
- Ilaynur Safak
- 29 Eki 2024
- 9 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 15 Oca 2025

Giderek daha fazla insan çevresel etkilerinin farkına vardıkça, seyahatlerinde de daha bilinçli ve çevre dostu seçenekler aramaya başladı. Bu duruma yanıt olarak turizm sektörü de sürdürülebilirlik vurgusu yapmaya başladı. Ancak, her sürdürülebilirlik iddiası
samimi değil. "Greenwashing" olarak bilinen bu uygulama, işletmelerin çevreye duyarlı görünmek için gerçekte yapmadıkları şeyleri öne sürmelerine verilen isim.
Greenwashing farklı şekillerde karşımıza çıkabilir. Belirsiz ifadeler ve moda haline gelmiş terimler kullanmak, sürdürülebilirlik çabalarını abartmak ya da tamamen yanlış bilgiler vermek, bu uygulamanın örneklerinden bazılarıdır. Bu, hem tüketiciyi yanıltır hem de gerçekten sürdürülebilirlik için çaba gösteren şirket ve destinasyonların emeklerini gölgede bırakır.
Seyahat planlarken greenwashing'i fark edebilmek ve bu tür yanıltıcı iddialardan kaçınmak oldukça önemli. Bu yazıda, size greenwashing’i nasıl tanıyabileceğiniz ve seyahatlerinizde bu tür yanlış yönlendirmelerden nasıl uzak durabileceğinize dair ipuçları sunacağız. Ayrıca, turizm firmalarının sürdürülebilirliği gerçekten nasıl gösterebileceği hakkında da öneriler paylaşacağız.
Greenwashing Nedir ve Neden Sorun Teşkil Eder?
Greenwashing, bir şirketin ya da turistik destinasyonun kendisini çevre dostu veya sürdürülebilir olarak tanıtmasına rağmen, bu iddialarını gerçekte yerine getirmemesi anlamına gelir. Bu durum, kanıtlanmamış iddialarda bulunmayı ya da sürdürülebilirlik izlenimi yaratmak için yanıltıcı pazarlama taktikleri kullanmayı içerir. Ancak bu firmalar, etkili çevresel uygulamaları hayata geçirmez.
“Greenwashing” terimi ilk kez 1980'lerde çevreci Jay Westerveld tarafından kullanıldı. Westerveld, bazı otellerin havlu tekrar kullanımını çevre dostu bir uygulama olarak pazarladığını fark etti. Ancak gerçekte bu, otellerin maliyetlerini azaltma çabasından başka bir şey değildi. Bu gözlem, yanıltıcı pazarlamanın ve greenwashing'in etkileri üzerine bir tartışmanın fitilini ateşledi.
Greenwashing tehlikelidir çünkü tüketicileri yanıltır ve çevreye zarar verir. Sürdürülebilir olmadıkları halde bu şekilde kendini tanıtan işletmeler, çevre veya sosyal sorumluluk bilinciyle hareket eden seyahatseverleri cezbedebilir ve bu kişileri daha yüksek fiyatlar ödemeye yönlendirebilir. Sonuç olarak, yolcular gerçekten sürdürülebilir seçimler yaptıklarına inanarak tatmin olabilir, ancak farkında olmadan çevresel tahribata katkıda bulunmuş olurlar.
Greenwashing Nedir ve Neden Sorun Teşkil Eder?
Greenwashing, bir şirketin ya da turistik destinasyonun kendisini çevre dostu veya sürdürülebilir olarak tanıtmasına rağmen, bu iddialarını gerçekte yerine getirmemesi anlamına gelir. Bu durum, kanıtlanmamış iddialarda bulunmayı ya da sürdürülebilirlik izlenimi yaratmak için yanıltıcı pazarlama taktikleri kullanmayı içerir. Ancak bu firmalar, etkili çevresel uygulamaları hayata geçirmez.
“Greenwashing” terimi ilk kez 1980'lerde çevreci Jay Westerveld tarafından kullanıldı. Westerveld, bazı otellerin havlu tekrar kullanımını çevre dostu bir uygulama olarak pazarladığını fark etti. Ancak gerçekte bu, otellerin maliyetlerini azaltma çabasından başka bir şey değildi. Bu gözlem, yanıltıcı pazarlamanın ve greenwashing'in etkileri üzerine bir tartışmanın fitilini ateşledi.
Greenwashing tehlikelidir çünkü tüketicileri yanıltır ve çevreye zarar verir. Sürdürülebilir olmadıkları halde bu şekilde kendini tanıtan işletmeler, çevre veya sosyal sorumluluk bilinciyle hareket eden seyahatseverleri cezbedebilir ve bu kişileri daha yüksek fiyatlar ödemeye yönlendirebilir. Sonuç olarak, yolcular gerçekten sürdürülebilir seçimler yaptıklarına inanarak tatmin olabilir, ancak farkında olmadan çevresel tahribata katkıda bulunmuş olurlar.
Greenwashing, Turizmde Gerçek Sürdürülebilirlik Çabalarını Nasıl Zayıflatıyor?
Greenwashing, turizm sektöründe gerçekten sürdürülebilirlik için çalışan ve kaynaklarını bu alana yatıran firmaların çabalarını da baltalar. Sürdürülebilirliği öncelik haline getiren işletmeler, sahte iddialarda bulunan firmalarla haksız bir rekabet içinde kalır. Gerçek anlamda çevreye duyarlı işletmeler, greenwashing yapanlarla mücadele etmekte zorlanabilir.
Seyahatseverler için önemli olan, eylemlerinin değerleriyle uyumlu olup olmadığını kontrol etmek ve anlamlı değişimi teşvik etmektir. Greenwashing’i fark edip uzak durarak, toplulukları, vahşi yaşamı ve gezegeni destekleyen bilinçli kararlar verebilirsiniz. Bu sayede gerçekten doğru olanı yapan işletmeleri güçlendirebilir ve sektörde bütünlüğün teşvik edilmesine katkıda bulunabilirsiniz.
Turizmde Greenwashing Örnekleri
Şimdi turizm sektöründe greenwashing’in nasıl ortaya çıktığına dair bazı örneklere göz atalım. Bu yaygın uygulamaları tanıyarak, seyahat planlarınızı yaparken greenwashing’i daha kolay fark edebilir ve bundan kaçınabilirsiniz.

"Eko-Şık" Oteller ve Gerçekte O Kadar Eko Olmayan Eko-Konaklamalar
Turizmde en yaygın greenwashing örneklerinden biri, otellerin veya konaklama yerlerinin kendilerini "eko-dostu" ya da "sürdürülebilir" olarak tanıtıp aslında çevreye zararlı uygulamalara devam etmeleridir. Bu tür tesisler, doğal ve rustik bir estetikle çevre bilinci oluşturuyor gibi görünseler de, perde arkasında durum pek de öyle olmayabilir.
Örneğin, şehirden uzak ve doğal enerji kaynaklarıyla desteklendiği iddia edilen bazı oteller, aslında tesislerini çalıştırmak için dizel jeneratörler kullanır. Bu durum hava kirliliğini artırmakla kalmaz, aynı zamanda karbon emisyonlarını da yükseltir. Başka bir örnek ise, bazı tesislerin arıtılmamış atık suları doğrudan nehir ve okyanuslara boşaltmasıdır. Bu durum, deniz yaşamına zarar verir ve yerel su kaynaklarını kirletir. Ayrıca, su kaynaklarının sınırlı olduğu bölgelerde büyük havuzlara sahip oteller de sıklıkla karşılaşılan bir sorundur. Göze hoş gelen mavi bir havuz, eko-dostu bir izlenim bıraksa da, yerel toplulukta su kıtlığına katkıda bulunur.
Doğal Malzemeler ve Eko-Şıklığın Ardındaki Gerçek
Bazı oteller, yapılarında ahşap veya taş gibi doğal malzemeler kullanarak çevreye duyarlı bir atmosfer yaratmayı amaçlayabilir. Ancak bu malzemelerin sorumlu bir şekilde elde edilmemesi, ormansızlaşmaya ve biyolojik çeşitlilik kaybına yol açabilir. Ayrıca, bozulmamış doğal habitatlar üzerine inşa edilen yapılar, hayati öneme sahip yaban hayatı ekosistemlerini bozup yok edebilir. Aynı şekilde, turizm amaçlı yapay lagünler ve adalar yaratmak, yerel ekosistemler ve vahşi yaşam üzerinde ciddi olumsuz etkiler bırakabilir.
Gerçek eko-oteller, çevresel etkilerini en aza indirmek için operasyonlarının her aşamasında kapsamlı sürdürülebilirlik uygulamalarını entegre eder. Bu uygulamalar arasında yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı, sürdürülebilir şekilde elde edilen yapı malzemelerinin tercih edilmesi, enerji tasarruflu tasarım ilkeleri ve teknolojilerin uygulanması, atıkların azaltılması ve doğru bir şekilde bertaraf edilmesi, su tasarruf sistemlerinin kurulması ve çevredeki doğal habitatların korunması gibi önlemler yer alır.

Eğlenceden Çok Hayvan Refahını Öncelediğini İddia Eden Hayvan “Sığınakları”
Turistleri Cezbeden Hayvan Deneyimleri: Gerçekten Etik mi?
Birçok turist, hayvanlarla etkileşim sağlayan deneyimlere ilgi duyar. Ancak, bu deneyimlerin hepsi etik olmayabilir ya da vahşi yaşamı koruma amaçlı olmayabilir. Birçok "sığınak" veya "eko-tur", hayvanları zorla üreme programlarına tabi tutarak, annelerinden ayırarak ya da fiziksel şiddet uygulayarak onlara zarar verir. Gerçek hayvan sığınakları veya etik eko-turlar, hayvan refahını ön planda tutar ve ziyaretçilerin hayvanlarla doğrudan temas kurmasına, onları beslemesine ya da okşamasına izin vermez. Bu yerlerin odak noktası hayvanların iyi yaşam koşulları olmalı, insanları eğlendirmek değil. Zincirlerde tutulmuş, küçük kafeslerde yaşayan ya da gösteri yapan hayvanlar gibi tehlike işaretlerine dikkat etmek önemlidir. Fillerle binme ve yıkama deneyimleri ya da yunuslarla yüzme gibi etik olmayan hayvan deneyimlerine sıklıkla rastlanabilir.
Bu tür greenwashing uygulamalarından kaçınmak için, hayvanlarla ilgili bir deneyim rezervasyonu yapmadan önce detaylı bir araştırma yapmak çok önemlidir. World Animal Protection ve Sustainable Travel International gibi güvenilir kuruluşların rehberliğinden yararlanabilirsiniz. Örneğin, World Cetacean Alliance, sorumlu balina ve yunus izleme operatörlerini doğrulayan bir programdır.
Ayrıca, yorumları okumak ve turistlerin hayvanlarla temasına izin verilip verilmediğini anlamak için fotoğraflara göz atmak faydalı olabilir. Eğer emin olamıyorsanız, sağlayıcıya hayvanların nereden geldiğini ve nasıl bakıldığını sormaktan çekinmeyin.

Yanıltıcı İşaretler ve Gerçek Uygulamalar Arasındaki Fark
Bazı oteller, çevre dostu uygulamalara sahip olduklarını iddia ederek, misafirlerinden havlu ve çarşaflarını yeniden kullanmalarını isteyebilir. Ancak, misafirler talep etmediği halde bu eşyaların her gün değiştirilmesi gibi bir durumla karşılaşmak mümkündür. Bu tür uygulamalar, kaynak israfına yol açar ve misafirlere otelin olduğundan daha sürdürülebilir olduğu izlenimini verir.
Benzer şekilde, otellerde misafirlere odadan ayrılırken klimayı kapatmaları önerilirken, geri döndüklerinde klimanın açık bırakıldığını görebilirler. Bu durum, sürdürülebilirlik izlenimi yaratırken gerçekte enerji tüketimi artırılarak iklim değişikliğini tetikleyen emisyonlara neden olunur.
Bu tür tutarsızlıklar genellikle kasıtlı olmasa da, personelin yetersiz eğitimi ve uygulamaların standart hale getirilememesinden kaynaklanır. Niyet ne olursa olsun, bu tür davranışlar greenwashing olarak değerlendirilir ve misafirleri yanıltır.

Otantik Olduğunu İddia Eden Yapay veya Sömürücü Kültürel Deneyimler
Turistlere genellikle geleneksel kültür ve adetlere dair otantik bir bakış sunma vaadiyle turlar düzenlenir, ancak bu deneyimler çoğunlukla ticarileştirilmiş ve turist beklentilerine göre şekillendirilmiştir. Sonuç olarak, bu sözde “otantik” kültürel deneyimler, aslında eğlence amacıyla hazırlanmış birer gösteriden ibarettir.
Örneğin, Cancun’daki turist deneyimleri, Maya kültürüne temas etme fırsatı sunduğunu pazarlayan Maya temalı oteller, şovlar ve ritüel atraksiyonlar ile dikkat çeker. Turistler, antik Maya dünyasına daldıkları izlenimine kapılsa da, gerçekte gördükleri, kültürel ifadelerin abartılı ve yanlış bir temsilidir. Bu deneyimler, turistlerin ilgisini çekmek ve para kazanmak amacıyla özel olarak tasarlanmış, ticarileştirilmiş bir kültürel sahneden ibarettir.
Spiritüel Turizm ve Kültürel Deneyimlerin Ticarileştirilmesi
Ekvador'da spiritüel turizmin yükselmesi, özellikle Amazon’daki Kichwa halkının atalarının topraklarında, şaman temelli turistik atraksiyonlara olan talepte büyük bir artışa neden oldu. Birkaç Kichwa yerleşimi, turistlerin temizleme ritüeli anlamına gelen “limpiada” deneyimi için kapılarını açtı. Ancak, bu ritüeller kutsal ve geleneksel şekillerinden çıkarılıp daha kısa, turiste uygun versiyonlara dönüştürüldü. Bununla birlikte, her Kichwa topluluğu, bu turistik versiyonu paylaşma konusunda istekli değil. Turist ziyaretlerine kapılarını açmayan köyler, komşularını en kutsal kültürel ritüellerinden birini sulandırdıkları için açıkça eleştiriyor ve bu, eskiden dostça olan yerleşimler arasında bir ayrılığa neden oluyor.
Benzer şekilde, turistik bölgelerde popüler dans gösterileri genellikle Batılı beklentilerle şekillendirilmiş olup, geleneksel danslarla pek benzerlik göstermez. Örneğin, Bali’nin ünlü Kecak ya da ateş dansı, aslında bir turistik gösteri olarak yaratılmış olup, Bali’de ritüel olarak uygulanmaz. Yerel halk bu dansı kendi kültürleriyle ilişkilendirmez ve onu turistlere yönelik bir gösteri olarak nitelendirir.
Bu tür greenwashing, turistleri kültürel derinlik ve otantiklik vaadi altında yanıltıcı deneyimlere katılmaya çeker. En kötü senaryoda, bu tür atraksiyonlar yerel kültürü aşındırırken, toplulukları ekonomik olarak fayda sağlamadan marjinalleştirir. Kültürel deneyimlere katılırken, ticarileşmemiş ve yerel topluluklar tarafından tasarlanıp yönetilen deneyimlere yönelmek önemlidir, böylece harcamalarınız doğrudan yerel ekonomiye katkıda bulunur.


Yorumlar